İLHAM PERİMSİN

Başlatan coffiner, 11 Oca, 2006, 20:30

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

coffiner


AKIL VE DUYGUNUN SAVAŞI

Buyuk bir savas alanidir insanoglu
Iki buyuk ordunun
Iki buyuk imparatorlugun,
Insanlik tarihi boyunca savastigi bir alan
Insanlik  tarihi boyunca insanin kendisi ile yaptigi en buyuk savastir bu
Hep sorulan ve cevaplanamayan sorulardir savas alaninda carpisan
Cevabi aranan:
Savasi kazanan ne kazanacaktir
Ve kimin kazanmasi gerektigidir
Bir yanda akil imparatorlugu
Diger yanda duygu imparatorlugu vardir
Duygu imparatoru savasi kazanmak lazim der.
Insan duygulari ile sever duygu ile guzellik katar yasama
Sevgi ise amactir insan hayatinda
O zaman biz kazanmaliyiz der duygular imparatoru
Atilir hemen akil imparatoru
Insan sevebilmek icin yasamak zorundadir,
Beslenmek, kendini korumak zorundadir
Yasam yoksa nasil olur sevgi,
Nerde olusur sevgi yasam yoksa
Bizim varligimizdir insana nasil beslenecegini
Ve nasil yasami surdurmesi gerektigini ogreten
Biz her zaman daha oncelikliyiz bu yuzden der akil imparatoru
Itiraz hemen yukselir duygu imparatorundan
Ama bizim varligimizla ogrenir insanoglu paylasmanin erdemini
Duygulardir insana yardimlasmanin guzelligini gosteren
Cevabi hazirdir akil imparatorunun
Ama akil olmazsa paylasilacak ne olusabilir ki
Ve akil olmayinca ne icin yardimlasma olacaktir
Ama der duygu imparatoru
Ben ruhun varligiyim onun sozcusuyum bensiz ne olabilirki
Akil imparatoru gulumser ve
Bende ruhun farkindaligiyim benle insan gorur varligini
Benle farkina varir dunyanin isleyisinin muhtesemligine
Algilamak benle olur der duygu gorup algilamamak neye yararki
Ama gormeden neyi algilayabilirsin ki  der akil
Bu savas surer gider
Iki tarafta bir galibin olmayacagini gorur
Zeka bilgesine danismaya karar verirler kazanan orda belirlenecektir
Gulumseyerek karsilar onlari zeka bilgesi
Bu savasin yenileni yoktur olmayacaktir der
Olmamasi lazimdir zaten
Ne yapalim diye sorarlar iki ordunun imparatoru
Akil imparatorunun guclu oglu ile
Duygu imparatorunun zarif kizini evlendirmektir tek care der zeka bilgesi
Onlarin cocugu ikinizinde birlesimi olacaktir
Ve insanoglunu yonetmeye en iyi aday o dogacak cocuk olacaktir
Insanoglu ne zaman kararlarini duygu ile aklin kesistigi noktada verir
O zaman dogruyu bulur
O zaman dunya da dogruya yonelir
Ve insanoglunun savasi der zeka bilgesi
Ancak insanin icindeki bu savasi kazanmakla biter
Ve bu savasin kaybedeni asla olmaz....

strawberry

yüreğine sağlık;)

coffiner

          SON BEYAZLAR

Bütün cümlelerimin hecesi düşük şimdi,
Satır başlarına da uymuyor asi adım...
Bilmiyordum oysa ben, kapımda olan kimdi?
Neyi nasıl düşünüp? Yazıp, anlatmalıydım?...

Suskunluklar yorucu, boğulduğum nehirde,
Bir benim ışıklarım sönük sanki şehirde.
Karanlıklar boğuyor ışıksız gözlerimi,
Ve rüzgarlar harlıyor sönecek közlerimi.

Gitmeyen mektuplarla dolup taştı çekmecem,
Tükenmek üzeredir, şimdi basit her hecem.
Terk eder beni gider, olmayacak düşlerim,
Artık sabahı değil, ben geceyi düşlerim....

Cansız sözcükler düşer, ayağımın dibine,
Katil benim diyemem, kalbimin sahibine.
Gözlerim açık uyur, rüya görmem ben artık,
Aramam bir damla su, ne de bir parça katık...

Gidiş hazırlığıdır, üstümdeki elbise,
Her şey yarım halbuki, birçok bitmeyen celse.
Gece doğum yaparken, ufuktaki ümide,
Gözyaşlarım armağan, adı;zaman şahide...

Kalacak son beyazlar, dökülürken kalemden,
Siyahları gömerek açtığım mezarlara,
Şimdi beni çağırır, gideceğim alemden,
Zayıf ruhumu okşar, ılık bir ses ve nara...

coffiner

                                  AÐAÇ OLMAK İSTERDİM


Ömrüm boyunca hep bir ağaç olmak isterdim.
Dünyanın en güzel insanlarına meyve verebilmek için mi?
Sevda şiirleri yazılan kağıt kalem olabilmek için mi?
Ömrüm boyunca hep bir ağaç olmak isterdim.

Sevgililer gölgemde buluşsun gövdeme
kalp içinde isimlerinin ilk harflerini kazısınlar diye mi?
Yoksa sevgililerin birbirine seni seviyorum sensiz olmuyor
Dedikleri anda onlara şahit olabilmek için mi?
Bilmiyorum, ömrüm boyunca hep bir ağaç olmak isterdim.


Kuşlar dallarıma yuva yapsınlar
Anne babalar çocuklarına salıncak kursunlar diye mi?
Mahallenin haylaz çocukları taşlasınlar dallarımı kırsınlar diye mi?
Bilmiyorum, ömrüm boyunca hep bir ağaç olmak isterdim.


Bir ressam tualine çizsin,
Bir fotoğrafçı resmimi çeksin diye mi?
Yoksa insanlar mutlu olsun diye cayır cayır yanmak içinm mi?
Ya da başka bir sebep mi vardı?
Bilmiyorum, bilmiyorum, bilemiyorum...
Öüm boyunca hep bir ağaç olmak isterdim.

Ama sonunda başardım!!!AÐAÇ OLDUM...


SENİ BEKLEMEKTEN GÜZELİM, SEN BEKLEMEKTEENNNN.....
                                 
                                                                                                   Alıntı(Ahmet YILMAZ)

3va

eline yüregine saglık arkadaşım ;)
bir sürü hayaller kurdum seni ararken
ve buldum birtanem seni: kendi içimde
o kadar sıcak o kadar candan o kadar bendeydin ki
ben sen olmuştum işte peki sen nerde?

coffiner

          HAYIRSIZ


Haber göndermişsin görüşmek için,
Söyleyecek sözün mü var hayırsız?..
Yıllar sonrasında bu davet niçin?
İçerinde sızın mı var hayırsız?..

Küfreder gibiydi hâl-hatır sorman,
Bir selam verirdin, katlime ferman!
Ne zaman oldun ki derdime derman?
Çekilecek nazın mı var hayırsız?..

Daha kurumadan gözümde yaşlar,
Gelirsen, yeni bir sağanak başlar.
Darağacı gibi çatılmış kaşlar;
Canevimde gözün mü var hayırsız?..

Kan kustum yıllarca, belli etmedim;
''Kızılcık şerbeti'' deyip, gizledim.
Sayende ölümü bile özledim,
Azrail'le sözün mü var hayırsız?..

Kıvranırdım gözün gözüme değse,
Ya sınar, ya kınar o nasıl şey se...
Neticede kulum, hadi ben neyse;
Allah'ıma yüzün mü var hayırsız?..
    :'(         :'(        :'(

KaraGözlüm

cok güzel arkadasim yüregine saglik ;)

SensiZ KötüYüm BeteRim
CikMaz SoKagiN BiriyiM
Öksüz KaLdim Yetimim Ben
Sönmü$ aTe$in küLüyÜm
Zindan oLdum HaPisim BeN

coffiner

AŞK İKİ KİŞİLİKTİR


Değişir yönü rüzgârın
Solar ansızın yapraklar.
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar.
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini,
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir.
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk, iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten.
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir.
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk, iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar.
Boşanır keder zincirlerinden
Sular, tersin tersin akar.
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar.
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk, iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken.
Çünkü, hiç bir kelebek
Tek başına yaşamaz sevdasını.
Severken hiçbir böcek,
Hiç bir kuş yalnız değildir.
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk, iki kişiliktir.

coffiner

        YANAR BU ŞEHİR

Bana sevdanı anlat demeyin
Eğer anlatırsam yanar bu şehir
Bu sevdayı kalbinden sök at demeyin
Eğer çıkarırsam yanar bu şehir

Sen içimde çağlayan deli bir nehir
Sen dünyamı değiştiren garip bir sihir
Kader neyse o olur edemem tehir
İçimde sen olmasan yanar bu şehir

Yıldızlar inince gözlerimize
Kelimeler yetmez sözlerimize
Bir ateş düşer ki yüreğimize
Gece olduğu zaman yanar bu şehir

Ben gökte dolaşan hüzünlü yıldızım
Bu yıldızın karşısına bir hilal lazım
Ayağımda prangalar,kesilse de hızım
Adımımı attıkça yanar bu şehir

Sevdan gönlüme esen bir seher yeli
Hep deliydi bu gönül ya, şimdi zırdeli
Karanlık dehlizlerden uzanan eli
Tutarım, tutmazsam yanar bu şehir

Gözlerimden yağmurlar iner sevdiğim
Hasret yükü yüreğime biner sevdiğim
Gün olur,gün olur devran döner sevdiğim
Dönmezse...korkarım yanar bu şehir

coffiner

    SENİ ÇOK SEVİYORUM ANNE....


Güneş,
denizde alev alev yakarken suları,
ben sana hüzünlü şiirler yazıyorum anne.
Uzakta,
bir bir yanarken kül rengi şehrin ışıkları,
ben hasretinle gözyaşları döküyorum anne.

Sen yoksun anne,
şimdi burda sensiz,
ne ay eskisi gibi parlar,
ne de gökyüzünü süsler mavi yıldızlar
karanlık gecelerimde rüyasız uykular,
tat vermez ne yapsamda,
sensiz yaşananlar...

Ah anne ah!
bir bilsen,
dün gece,dün gece yine aklımdaydın.
sanki yanımdaydın.
sabahlara kadar beni bir türlü uyutmadın.
gözyaşı olup sel misali,
gönlüme öylece aktın.

Ve ben,
bir kez daha anladım ki anne,
Seni özlüyorum.
Sensiz yapamıyorum.

Seni seviyorum,
Seni çok seviyorum anne......

coffiner

         Firar Geceleri




Kaçardık pencereden bazı geceler
Delice bir sevinçle
Gözlerimiz ışıl ışıl
Gündüz yavuklumuzun yanına gideceğiz diye
Özene bezene cilaladığımız çizmelerimizi
Kirletmenin zevkini tadarak
Bir başka gezerdik
Yurttan kaçtığımız firar gecelerinde
Delikanlıca

Kaçardık pencereden bazı geceler
Bekçiye gözükmeden
Sessizliği kıskandıracak kadar sessizce
Ve bir o kadar da erkekçe
Aramızda topladığımız son harçlıklarımızla
Fırından yeni çıkmış sıcacık ekmek alır
Koşar adım dönerdik yurda
Gizlice

Kaçardık pencereden bazı geceler
Maksat; yeşillik olsun,
İş olsun, muhabbet olsun
Gömleksiz kravat takar
Altına da şalvar çeker gezerdik
İsyan karası firar gecelerinde
Sevda türküleri söyler, şiirler yazardık
Sevgiliye
Sev diye

Kaçardık pencereden bazı geceler
Niçin
El sallamak için
Eğer evden paramız yeni gelmişse
Bir tek sigarayı
Üç-beş arkadaş paylaştığımız
Nikotinsiz gecelere inat
Cigara tazeler, sabahlardık
Bazen terminalde
Bazen garda
Sabah ezanının hemen sonrasında
Günün ilk ışıklarıyla birlikte gelirdi
Meram ekspres
Uykudan kanlanmış gözlerle
Vagonlardan inen yolcular doldururdu
Gar kahvesini ve simitçinin önünü

Bizler yerimizde duramaz
Sabırsızlıkla beklerdik
Trenin hareket düdüğünü
Az sonra hantal lokomotif homurdanır
İhtiyar raylar gıcırdarken
Yüzümüzde o muzip öğrenci gülümsemesi
El sallardık kimsesiz yolculara
Belki, belki hayra gireriz diye

Kaçardık pencereden bazı geceler,
Sevdalıydık
Birimiz, binimiz değil,
Hepimiz sevdalıydık
Kındaki kılıç
Beldeki hançer
Duvardaki mavzer kadar sevdalıydık
Yerden göğe kadar
Kimsenin anlamadığı kadar
Allah'ına kadar sevdalıydık

Haa...
Kimine göre de deliydik
Ama bilmiyorlardı ki
Hepimiz birer sevgi militanı
Hepimiz birer gül dalıydık

Kaçardık pencereden bazı geceler
Dertleşmek için
Kimi, yapamadığından
Kimi, utanıp sıkıldığından
Kimi de anlatma ihtiyacı hissetmediğinden
Anlatmazdı belki ama
Kim ne derse desin
En güzel sevdaları
Biz hep o dönemlerde yaşadık
Kerem ile Aslı'yı
Ferhat ile Şirin'i
Leyla ile Mecnun'u
Madam Bovary'i
Doktor Jivago'yu
Ve hatta
Sheakspeare'nin Romeo ve Jüliet'ini
Kendi sevdalarının
Küçüklüğünden şüpheye düşürecek
O koca koca sevdaları biz çaktık
Kız yurdunun önündeki kaldırımlara
Biz kazıdık
Bekar odalarımızın duvarlarına

Lakin, lakin
Biz sevdiklerimizi
Saman alevi aşklarla aldatmadık
Ne bir öğrenci bunalımında
Kampüsün ara sokaklarına
Bırakıp kaçtık onları
Ne de sattık Beyoğlu'na
Allah'ın emri
Peygamber'in kavli dedik
İstedik

Vermezlerse, vermezlerse
'Bozkır Töresi'dir'
Delikanlı olan
Kendisine yâr olmayanı
Ele yâr etmez dedik
Pusatlandık bir firar gecesi
Aldık götürdük onları
Helâlimiz
Namusumuz
Baş tacımız oldular
          (   ahmet yılmaz' dan alıntıdır....   )

coffiner

Bir Ülkücü Sevdim
Bir Ülkücü Sevdim
Yıllar öncesiydi
Puslu bir eylül sabahı
Kampus kantininde tanışmıştık onunla
Daha dün gibi
Gözleri kömür karası
Sözleri gönül yarasıydı
Vurulmuştum
Koç gibi delikanlı derler ya işte tam öyleydi
Özü sözü bir
Mertti, sertti, erkekti
Aşık olmuştum
Platonikte olsa
O benim aşkımdı, seviyordum
Göz göze gelince boğazıma bir şeyler düğümlenir, kekeler
Konuşamazdım ağzım kururdu titrerdim
O ise öylece bakar susardı
Aynı okuldaydık
Benimle ilgilendiğini hissederdim, konuşmazdı
Yan yana gelirsek lafı ben açar beklerdim
O havadan sudan konuşur, araya laf karıştırır çeker giderdi
Bazen günlerce gözükmezdi
Özlerdim, beni sevdiğini söylemesi için
Her numarayı yapardım yemezdi
Çay içelim derdim, gelmezdi
Telefonumu verirdim, aramazdı
Kitabını notlarını alırdım, verene kadar istemezdi
Eline dokunurdum, çaktırmadan çekerdi
Yalnızca kantinde yakalardım onu
Gider otururdum yanına
Çay alma bahanesiyle kalkar
Dönünce tam karşıma otururdu
Hissederdim
Beni sevdiğini gözleri söylerdi
O söylemezdi
Sinirlendiğini belli etmemeye çalışarak
Çayını yarım bırakır
Sigarasını söndürür kalkar giderdi.
Çıldırırdım
"iki bin içerdi"
O hep gitti, ben hep bekledim, böyle geçti tam üç sene
Okul bitmek üzereydi ve benim doğum günümdü
Onu da çağırmıştım
Her zamanki gibi gelmez diyordum
Ama geldi, ilk defa geldi,
Sevinçten uçuyordum
Kapıda onu görünce her şeyi göze aldım
Elalemin içinde boynuna sarılıp
Bağıra çağıra
"seni seviyorum lan" dedim "seni seviyorum"
Rahatlamıştım, arkadaşlar aptallaştılar
Ben utançtan kıpkırmızı
O elindeki bir tek kırmızı gülü uzattı bana
"lanet olsun" dedi "lanet olsun bende seni seviyorum"
Göz gözeydik, ağlıyordu
Acı bir gülümseme vardı yüzünde
İçeri bile girmedi kapıdan, döndü gitti
İçimde fırtınalar koptu o gidince
Yüreğim acıyordu
Seviyordum, seviliyordum, ağlıyordum
Gitmişti
Aylar sonra gazetede gördüm resmini
Okulunu bitirmiş öğretmen olmuştu
Güpegündüz yol ortasında
Öğrencilerinin gözü önünde vurmuşlar onu
"ülkücüymüş"

                                 grup ötüken

coffiner

Yaşıyorum Öylesine

Sorma gülüm sorma
Bir garip haldeyim işte
Gitmeseydin diyorum
Gitmeseydin
Beni böyle bırakıp da, yıkıp da
Sensiz kala kaldım ortalıkta
Tadı tuzu yok hayatın
Ortalık yangın yeri
Ortalık toz duman
Umutlarım, sıfırın altında Erzurum
Gönlüm talan, gönlüm viran
Yani yaşıyorum öylesine

Yüreğim feryadını dile getir
Yanık türkülerde ara sevdaları
Kaybedilmiş ne varsa aşka dair
Türkülerdedir diyorum
Kapatıp gözlerimi dinliyorum
Seni arıyorum, bulamıyorum
Yani yaşıyorum öylesine

Yüce dağların, yüce dağların eteklerinden
Toprağın göz yaşlarıyla
Bulutları sinesine çekmiş
Hoyrat mı hoyrat
Haşin mi haşin
Ferman dinlemez
Akıp gelen su gibi sevdim seni
Farz et ki çağlar ötesi
Farz et ki insan yüzü görmemiş
Yani kirlenmemiş
Temiz, tertemiz
Gönlüm gibi, sevgim gibi
Sana olan aşkım gibi
Coşuyorum, taşıyorum
Coşuyorum, taşıyorum
Nice bentler aşıyorum
Seni arıyorum, bulamıyorum
Yani yaşıyorum öylesine

Savaş meydanında yenik düşmüş bir ordunun
Sağ kalmış tek yaralı askeri gibi
Kan revan vücudum
Üstüme çevrilmiş binlerce namlu
Yalvarmamı bekleyen adi gülüşlü suratlara
Tükürüyorum çatlamış dudaklarımla
Koşuyorum, düşüyorum
Vatanım, vatanım diyorum
Vatanımı soluyorum
Bir Bayrak gibi
Seni arıyorum, bulamıyorum
Yani yaşıyorum öylesine

Yıkılmış, yıkılmış etrafımda bütün duvarlar
Karda kışta kalmış
Kolu kanadı kırık küçük bir serçe gibi
Uçuyorum, konuyorum
Üşüyorum, donuyorum,
Gücüm tükeniyor, yoruluyorum
Seni arıyorum, bulamıyorum
Yani yaşıyorum öylesine

Hayatın sihri bozuldu
Silindi bütün renkler
Sensizim, yalnızım
Bir garip haldeyim anlayacağın
Ama, ama yine seni arıyorum
Andıkça yanıyorum
Yaprak gibi dökülüyorum
Sinemi sensiz dağlıyorum
Ağlamak, ağlamak yakışmaz amma
Artık ağlıyorum
Seni bir serçenin göz yaşları kadar
Çok ama çok seviyorum
Hani, hani serçeler ağladığı vakit ölüyorlarmış ya
Son bir nefes
Alıyorum, veriyorum, alıyorum
Seni arıyorum, bulamıyorum
Yani ölüyorum öylesine.


                                     ALINTIDIR

coffiner

Beni doğuran annem
Bilemedim senden önce öleceğimi
Omuzlar üstünde yürürken
Hatırlatmak istemezdim sana doğum sancılarını
Neden anlatmadın bana
Yarasaların gece kan emdiklerini
Neden söylemedin sanki
Akreplerin zehirli kurşunu var diye
Haber ver arkadaşlarıma
Pusu kurdular yine üniversite kahvesine

Anne; gururlan artık
Bugün Cuma, Fatih Sultan Mehmet Han'la aynı saftayım
Tuna'ya özendim, Sakarya gibi kalktım ayağa da
Parmaklarımla yırttım kan damarlarımı
Bayrağımın rengi solmasın diye
Kız kardeşimin başörtüsünü ört, okuluna gitsin
Dışarısı zemheri, saçlarına soğuk değmesin
Seccadeni ört tabutuma da omuzlarımız üşümesin

coffiner

Kapım sana açık ama
Ayakla vur gir mi dedim
Senden sevgi istedimde
Gel canımı al mı dedim

Gözlerini bana dik dedimde
İçime ateş püskürt mü dedim
Halimi hatırımı sor dedimde
Selamı sabahı kes mi dedim

Bir güzel söz istedimde
Canını bana ver mi dedim
Gel yanıma benim ol dedimde
Çek başını git mi dedim

Ali yi unutma dedimde
Adımı anma mı dedim
Yılda birkez ara dedimde
İzini bana keybettir mi dedim...